Hiçbir şeyden çekmedi şu Bozkır “sen ben” davasından çektiği kadar. Ne zaman birileri elini taşın altına koymaya kalksa, bir çaba içine girse, altında bir çapan oğlu aramakta, fitnelik fesatlık katmakta üstümüze yok. Siyasetle hiç âlâkası olmayan insanların bir iş yapmaya çalışmasının ardından, çıkarı zedelenenler feryat figan bağırmaya, çığlıklar atmaya başlıyor. Siyaset yapmakla suçlanıyorlar. Aklı başında olanlar, oturup düşünenler bunun gülünç ve zavallı çırpınışlar olduğunu bilirler ancak, gördüğüne değil duyduğuna inanan, düşünmeyip söyleneni yapmaya alışmış insanlar, bu feryat figanı gerçek sanıp, çaba sarf eden insanlara karşı tavır almaya kalkıyorlar. Tarihte çokça gördüğümüz gibi iyi niyetiyle bir şeyler yapmaya çalışan insanlarda bir süre sonra pes edip, kenara çekilmeyi tercih ediyorlar. Böylece meydan, insanların çaresizliğinden ve bilmezliğinden faydalanmaya kalkan iş güzar bir avuç insana kalıyor. Karşılıklı oturup konuşma taleplerini ret ederek, sağdan soldan vurmaya çalışanlar, kendi makam ve mevkilerini kaybetme korkusuyla Bozkır’ın geleceğiyle oynuyorlar.
Bir yada iki konu değil bu mesele, tarih boyunca Bozkır’da neredeyse her dönemlerde yaşanmış, maalesef te yaşanmaya devam eden olaylar sinsilesinden bahsediyorum. Ahırlı, Yağlıhüyük, Avdan elimizden alınırken iş başında olup, hiç sesi çıkmayanlar, kendi siyasi geleceklerini düşündükleri için başlarındaki siyasilere sesini yükseltemeyenler, Bozkır’ın bu kadar küçülmesine vesile olanlar, kendi çıkarlarına küçük bir hamle yapıldığında ortalığı birbirine katıyorlar.
Kurumlarımız bir bir elimizden alınırken, bizler bas bas bağırıp çığlıklar atarken hiç sesini çıkarmayan siyasiler, küçük hesapları söz konusu olunca meydana atılıyorlar. Herkesi kendileri gibi gördükleri içinde önlerine kim çıkarsa siyaset yapmakla, siyasi hesaplar peşinde koşmakla suçlayıp, en basit ama en etkili yöntemi kullanıp, toplumu yanlış yönlendirebiliyorlar.
Ellerindeki gücü Bozkır’ın kurumları giderken yada ihtiyaçları söz konusu olduğunda kullanmayanların, başka konularda da söz söylemeye hakları olmamalı.
Bozkır’ımızın “sen ben” kavgasına değil acilen birlik bilincine ve el birliğiyle atılımlar yapmaya ihtiyacı varken, sen ben davaları güdenler otoritelerini kendileri için kullananlar var oldukça, biz hep bir ileri iki geri adım atacağız.
Bozkır kan kaybetmeye devam ederken, kısır çekişmeler içine girip diyalog yerine kavgayı tercih eden siyasiler sayesinde, olan hep Bozkır’a ve Bozkır’lıya oluyor ve maalesef şu güzelim ilçemize yazık oluyor










2010-06-03 10:24:07
Filiz hanım gerçekten bozkırın yanayan kara sıda bu olmalı çok güzel konulara değinmişsiniz.şu yaşadığımız tolumda insanlardaki ben lik duygusu kültürümüzü geleneklerimizi örf ve adetlerimizi unutturmaya başladı.kendi çıkarları söz konusu olurken ortalığı birbirine katan fakat bozkırımızın çıkarları söz konusu olduğunda ise banane be bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığındaki insanlar yüzünden maalesef ve üzülerek söylüyorum ama BOZKIRIMIZ BİR YERLERE VARAMAYACAKTIR.